• Genel

    Hazer Amani ile Mutfakta Buluşalım

    Geçtiğimiz hafta çok farklı tarifleri denediğimiz, çok da zevkli geçen bir workshopa katıldım. Knorr Türkiye’nin yenilikçi tarifleri ile ünlü şefi Hazer Amani ile mutfağında buluştuk. “Mutfakta Buluşalım”, Türkiye’nin 24 saat yayın yapan ilk yemek kanalı 24Kitchen’in yeni programı aslında. Hazer Amani de, Maksut Aşkar ve Gabriel Sponza’dan sonra 24Kitchen’in mutfağına lezzet katan şefleri arasında yer alıyor.
     
    Daha önce Knorr Türkiye’deki farklı ve pratik tariflerini seyrettiğim Hazer Amani ile yemek yapmak gerçekten çok ilginçti ve hızına yetişmekte de zorlandık, itiraf ediyorum 🙂 Ama kısa sürede ilginç malzemeleri kullanarak, farklı ve lezzetli yemekler yaptık, o yüzden programın bomba gibi olacağına inanıyorum. Her Pazar saat 13.00’da 24Kitchen’da “Mutfakta Buluşalım”  

    Çok farklı lezzetler yaptığımızdan sözetmiştim, daha sonra herbirinin tarifini yazmaya çalışacağım;

    – Beğendili Kuzu İncik
    – Kıymalı-Taze Fasülyeli Pilav
    – Kesme Dondurmalı Mozaik Pasta

    Bu güzel workshopa katıldığım için çok mutluyum. Bizleri davet eden ve sıcak ilgilerini hiç eksik etmeyen tüm 24Kithen ve Sobraz ekibine ve tabii Hazer Amani’ye teşekkürler…

  • Genel

    Kitchenaid’in Yeni Mutfak Şefi ile Zeytin Ezmesi

    Kitchenaid’in, mutfaklarda devrim yaratacak yenilikçi ürünü Cook Processor ile tanıştırayım sizi. Standart bir mutfak robotu veya elektrikli pişiriciden çok daha fazlasını yapan Kitchenaid Cook Processor, kesme, doğrama ve karıştırma gibi tüm pişirme aşamalarını tek bir tuşla yapıyor ve servise hazır hale getiriyor.

    Ürünü, Türkiye tanıtımında, markanın uzman şeflerinden Maria Chiara Sereno tarafından gerçekleştirilen bir workshopta inceleme fırsatı buldum, keşke her evde olsa 🙂 Ancak sadece Esse mağazalarında satışta bulunan ve sadece 80 adet satılacak olan bu güzel ürün kimbilir hangi şanslı evin mutfağının şefi olacak?

    Workshopta Şef Maria Chiara Serano’nun yaptığı ve çok beğendiğim Zeytin Ezmesi tarifini de vermek istiyorum. Tarifte ançüez kullanılmış, ama ben ançüezi çok tuzlu bulduğum için ançüezsiz daha sevdim açıkçası. Son olarak, beni Kitchenaid Türkiye tanıtımına davet eden ve ağırlayan Esse ve Kitchenaid’e çok teşekkür ederim.

    Malzemeler:
    – 160 gr. çekirdekleri çıkarılmış ve süzülmüş siyah zeytin
    – 1 diş sarımsak
    – 25 gr. süzülmüş konserve ançüez
    – 3 yemek kaşığı zeytinyağı
    – 30 gr. kapari
    – yarım demet taze fesleğen

    Yapılışı: Tüm malzemeler doğrayıcıya konularak, ezme olacak şekilde doğranır. Malzemelerin hepsi kaynaşana kadar karıştırdıktan sonra, kızarmış ekmek ile servis edilir. 
  • Genel

    Sahrap Pera’ya Davetliydik

    Mekan davetlerini seviyorum, hem yeni lezzetleri, hem de yeni blogger veya yemek işine gönül verenlerini tanıma şansı buluyorum. Bu yüzden mekan.com daveti ile Sahrap Soysal’ın Pera’da açtığı Sahrap Pera Restaurant tadım davetini seve seve kabul ettim.
     
    Sahrap Soysal’ı tanımayan yoktur herhalde, güler yüzlü, hoş sohbet Sahrap Soysal bizleri kapılarda karşıladı. Restaurantı da kendisi kadar samimi, içeriden şen kahkalar taşan bir mekan, ben zaman ne zaman geçti anlayamadım. Sahrap Soysal kendi evinde neyi, nasıl pişiriyorsa o şekilde menüsüne almış, herbir yemeğe kendi yöresinden izlerini, sunumunu katmış. Ne tattımsa “hımmm çok güzel olmuş dedim, inanın beğenmediğim hiçbir şey olmadı, çok çok beğendiklerim de oldu tabii o ayrı 🙂
     
    Tadım mezelerle başladı; karidesli humus, ekşi elmalı semizotu salatası, cevizli köz biber salatası, yemelere doyamadığımız karamelize soğanlı mercimekli dondurma ve pancar cipsli levrek marin(nasıl mükemmel bir pancar cipsiydi o, bayıldım)
     
    Ara sıcak olarak Kendisi de Gümüşhaneli olan ve Gümüşhane’nin yöresel lezzeti, dik tavada sunulan kuru yoğurtlu siron ve patlıcanlı lemis pidesi için muhteşemdiden gayrı daha ne diyeyim.
     
    Ana yemeğimiz söğürmeli kuzu şiş kebap ve keşkekdi ve şimdiye kadar yediğim en güzel keşkekti diyerek olayı özetleyeyim.
     
    Fındık unundan yapılmış şekerpare, revani ve çikolatalı sufle yemeğin üzerine harika oldular, kahveye kalamadım, dedim ya zaman nasıl geçti anlamadım diye, ama eminim o da çok güzeldir, bir dahaki zamana inşallah 🙂
     

    Bu güzel gecede bizleri ağırlayan Sevgili Sahrap Soysal’a ve Mekan.com ekibine teşekkürler…

  • Genel

    360 İstanbul Suada Restaurant

    Yaz geldi artık, havaların ısınmasını bırakın bir tarafa bunaltıcı yaz sıcakları başladı bile. Böyle sıcak havalarda da insan püfür püfür esintisi olan açık alanlarda oturmak, yemek yemek istiyor. İşte Tarçın Events’den gelen 360 İstanbul Suada Restaurant Tadım Daveti tam da gönlümüze göre oldu 🙂

    Kuruçeşme Galatasaray Adası’nda Boğazı’ın eşsiz manzarasına karşı 360 Restaurant’ın yenilenen menüsü zengin çeşitleri ile bizlere sunuldu. Yediğim içtiğim bana kalsın demeyip menüyü sizlerle de paylaşmak istiyorum 🙂
     
    – Antakya Usulü Zeytin Salatası
    – Gorgonzola Peynirli Taze Kuşkonmaz
    – Avokadolu Füme Somon
     
     

    “Zeytin Dumanlı Dana Kaburga, Pancar Konfi, Yeşil Zeytinli Risotto” 360 İstanbul Reataurant Şeflerinden Erdem Kahraman’ın Food-Art Festivali için hazırladığı ve 22 restaurant şefi arasından birincilik kazanan yemeği, tabii bizim de ana yemeğimiz oldu. Özel zeytin ağacından stand üzerinde sunulan yemek, yanlarından kaynamış zeytin salamura suyu dökülerek zeytin tadının yemeğe işlemesine izin veriyor. İlginç, ilginç olduğu kadar de lezzetli. Şu an için restaurant menüsünde olmayan bu yemeğin ilginç sunumunu görmek isterseniz eğer, yan tarafta bulunan instagram ikonuna tıklayarak sayfamdaki video çekimini izleyebilirsiniz.
     
    Diğer sıcaklara gelince;
     
    – Yavaş Fırınlanmış Kirazlı Ördek
    – Susam Giymiş Kaya Levreği
    – Susamlı Parmesan Kraker Eşliğinde Köz Patlıcan
     

    Vee tabii kapanış kahve eşliğinde tatlı sunumu ile oldu 🙂

    – Ölümcül Çikolata
    – Patlamış Mısırlı Şeftalili Creme Brüle
    – Katmer
    – Çikolatalı Mini Börekçik
    – Çikolatalı Sufle

     

    Evet tüm yemeklerden tattık, hepsini beğendik (en çok da en iddialı yemekleri olan Dana Kaburgayı, umarım menülerine kısa zamanda alırlar.) Güzel bir sohbet ortamında Boğaz manzarasının keyfini sürdük. Bu güzel, keyifli akşam için bizleri ağırlayan 360 İstanbul Suada Club’a ve Tarçın Events’e çok teşekkür ederim… 

  • Genel

    Develi’de Antep Lezzetlerini Tadımdaydık :)

    Bir masa düşünün Antep Mutfağı’nın lezzetleri üzerinde sıralanmış; sıcacık pide, lavaş, tereyağı, tulum peyniri, turşu, gavurdağı salatası, en hakikisinden çiğ köfte. Sonra bir bir gelmeye başlıyor; yuvalama çorbası, abagannuş, muhammara, develi sarma, köpoğlu nasıl devam edeyim mi, yoksa fena halde açlık mı hissetmeye başladınız 🙂 Üzgünüm bunların hepsini yapayım deseniz yapamazsınız belki ama, Develi Restaurantları‘na giderseniz eğer, herbirini tatma şansınız var, hem de gerçek Antep usulünde ve lezzetinde… 
    Bimutfak İki Şef’in sempatik şefleri Özlem Mekik  ve Ayvaz Akbacak moderatörlüğünde gerçekleşen Develi Lezzetleri Tadım Gecesi’nde yaklaşık 90 kişilik mekan ve yemek blogu yazarı bir araya geldik. Develi  efsanesini başlatan Arif Develi ve bu ismi devam ettiren Ali ve Nuri Develi kardeşlerin de bizlerle olduğu bu gecede, geçmişten bugüne Develi hikayesini, çoğu lezzetin çıkış noktasını da bizzat birinci ağızdan dinleme şansını bulduk.
    Mesela benim en sevdiğim kebaplardan biri olan fıstıklı kebabını ilk kez Arif Develi bulmuş. O gece tattığımız lezzetler bununla kalmıyordu elbet; içli köfte, pastırmalı humus, kuru patlıcan dolması, fındık lahmacun, keme kebabı, kuzu şiş,alinazik, soğan kebabı ve yaprak şöbyet, fıstıklı sarma ile baklavadan oluşan tatlı tabağı ile geceyi sonlandırdık. 
    Bu lezzetleri ben de tatmak istiyorum diyorsanız istikamet belli, bizleri en iyi şekilde ağırlayan Bimutfak İki Şef’in sempatik şefleri Özlem Mekik  ve Ayvaz Akbacak’a ve Develi Ailesi’ne ise çok teşekkürler… 

  • Genel

    Tavuk Eti İle İlgili Kafamızdaki Sorular ve Cevapları

    Tavuk eti yiyor musunuz? Ben son zamanlarda oldukça azaltmıştım, daha önceleri neredeyse haftada 3 kere tavuk yemeğii yapıyorsam, bu sayı yakın zamanda ayda 2’ye düşmüştü diyebilirim. Nedeni malum, tavuk etine dair kafamızda oluşan sorular. .. Tavuklara büyüme hormonu veriliyor mu? Piliçler nasıl 40 günde kesime hazır hale getiriliyor? Tavuklarda antibiyotik kullanımı gerçek mi? Tavuk kesimleri İslami usüllere uygun yapılıyor mu? Kesimhanelerde hijyene önem veriliyor mu? İşlenmiş ürünlerde katkı maddesi var mı? Tavuk eti özellikle çocuklarda erken gelişime neden oluyor mu? Vee bunun gibi onlarca soru yüzünden korka korka, kafamızda “acaba?” soruları, sırtımızda “çocuklarımıza ne yedirsek?” vebalinin ağırlığı ile tavuk etinden ciddi manada uzaklaşmıştım.

    Sonra bir gezi daveti aldım BESD-BİR (Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği) den, beyaz et ve özellikle tavuk konusunda, bizleri akademisyenler ve uzmanlar eşliğinde bilgilendirmek, Avrupa Birliği Standartları’ndaki tesislerinde üretimi yerinde göstermek üzere Bursa ve Bandırma’ya davet ediyorlardı. Daveti büyük bir memnuniyetle kabul ettim, çünkü tavuk eti ile ilgili kafamdaki soruları hem birinci elden uzmanlara sorabilecek, hem de üretim ve kesim aşamalarını tesislerde kendi gözlerimle görebilecektim.

    Bahara yüz tutmuş bir Cumartesi günü başlayan gezimiz Bursa’da hem tanışma, hem soru-cevap şeklinde geçen kısa bir sunum ile start aldı. BESD-BİR Yönetim Kurulu yesi Ömer Görener’e bilgilendirme sunumu sırasında epey bir soru sorma fırsatımız oldu. Sonrasında Banvit Tesisleri’ni gezerken de gözlemlerimiz ve sorularımız ile tavuk eti konusu kafamda şekillendi diyebilirim. Cevaplar ve gözlemlerim doğrultusunda kısa bir özet geçmek istiyorum;

    Tavuklara hormon veriliyor mu? Tüm akademisyenlerin bir ağızdan söylediği şey kesinlikle tavuklara hormon verilmediği. Türkiye’de hormon kullanımı kesinlikle yasak, ne yemlerine karıştırmak, ne de aşı yolu ile hormon vermek söz konusu değil. Devlet de kontrollerini ve denetimlerini sıkı bir şekilde yapıyor. Dolayısı ile bu hormonlar nedeni ile çocuklarda erken gelişim gibi bir problem de söz konusu değil.

    O halde tavuklar bu kadar kısa zamanda nasıl kesime hazır hale geliyorlar? 2 tip tavuk mevcut; et tavuğu ve yumurta tavuğu. Yumurta tavuğu, adı üzerinde yumurta üretimi için yetiştirilen ve yaşlandıklarında (yaklaşık 2 yıl) kesilen tavuk tipi. Yaşlı olduklarından kesildiklerinde etleri sert ve geç pişen bu tavuk tipi, çoğunlukla köy tavuğu veya organik tavuk adı altında satılabiliyor, aman dikkat!

    Et tavuğu ise 3 farklı yöntemle üretilebiliyor. En yaygın olanı ve çoğunlukla evlerimize giren Broyler Üretimi; Hızlı gelişen melez piliç ırkları 40-42 günlük sürede 2,5-3 kilo ağırlığa ulaşırlar ve bu süre sonunda kesilirler. Bu tavukların etleri daha piliçken kesildiğinden oldukça taze ve yumuşaktır, bu yüzden de çok çabuk pişerler.

    Serbest Gezinmeli (Free Range) Üretim; Kapalı bir kümes ve önünde kümesin en az 2 katı büyüklüğünde, üzeri ve yanları yabani kuş grişini engelleyici biçimd kapatılmışbir kümes içerisinde, daha yavaş gelişen tavukların beslenmesidir. Kesim yaşı 60-80 gün aralığındadır. Maliyet fazla olduğundan, satış fiyatı da fazla olacaktır.

    Organik Üretim; Serbest Gezinmeli Üretimin gerektirdiği tüm fiziki şartlara sahip, metrekareye 10 adetten daha az tavuğun düştüğü, organik sertifikalı yemlerle beslenen, hayvan refahına azami özen gösterilen üretim şeklidir ve piyasa şartlarına göre oldukça fiyatlıdır.

    Tavuklara antibiyotik veriliyor mu? Ülkemizde antibiyortik kullanımı Avrupa Birliği Yönetmeliği’ne göre uygulanıyor. Tavuklara antibiyotik veriliyor, evet, ancak sadece tavuk hastalandığında iyileşebilmesi için, onun haricinde büyümesi amaçlı bir antibiyortik verilmesi yasak. Antibiyotik verildiği sırada tavuğun ve kümesteki diğer hayvanların refahı için ayrı bir yere alınıyor. İlacın kullanımından sonra da, antibiyotiğin tavuğun vücudundan çıkma süresi olan 6-8 gün süresinse tavuk kesilmiyor. Yani antibiyotikli tavuk yemiyoruz.



    Tavuk yemlerinde GDO var mı? GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) bitki veya hayvanlara dışarıdan müdahale ile kendisinde olmayan özellikleri genetik olarak vermek sonucunda üretilen canlıların genel adıdır. Tavuk yemleri protein olarak oldukça zengin olan soya ve mısır küspesinden oluşuyor. Tüm dünyada, özellikle Amerika’da, böcek zararlarının minimum düzeye olması, daha lezzetli ve daha çabuk büyümesi için bu bitkilerde GDO çok yaygın. Türkiye’de ise GDO yasak, akademisyenlerin üzerine basa basa söylediği de Türkiye’de GDO kesinlikle yok. Yurtdışından ithal edilen tüm yemlerde de GDO’suz belgesi isteniyor, kontrollerde en ufak bir GDO kalıntısına rastlansa bile ithaline izin verilmiyor.

    Kesimhanelerde hijyene yeterli önem veriliyor mu? Gezimizin bir bölümünün de Banvit Tesisleri’nde gerçekleştiğini yazmıştım. Bizzat şahit oldum ki hijyen koşullarına kesinlikle uyuluyor. Tavuk kesildikten sonra paketlenip fabrikadan çıkana kadar her şey el değmeden, bant sistemi üzerinde gerçekleşiyor. Fabrika içerisinde dolaşırken, bölümden bölüme geçerken dahi sürekli dezenfekte işlemi yapılmakta, önlüksüz, maskesiz, bonesiz, çizmesiz dolaşmak söz konusu değil. Her iki vardiyadan sonra bir vardiya temizliğe ayrılıyor, içiniz çok rahat olsun.

    Tavuk kesimleri İslami usüllere uygun yapılıyor mu? Gezi sırasında kesimhaneyi de dolaştık, ancak tavukların kesildiği yere ben girmedim, içim kaldırmıyor böyle şeyleri çünkü. Ancak giren, dolaşan arkadaşlar var. Onların anlattıklarına göre hayvanların her biri elle kesiliyor, o konuda fabrikasyon bir sistem söz konusu değil. Kesimden önce hayvan huzursuz olmasın diye, 5-6 saniye süresince sersemleyecek şekilde düşük voltajda elektrik verildiği, bu süre zarfında kesimin gerçekleştiği söylendi. Kesimden sonra da kanın tamamı akıtıldıktan sonra işleme alınıyor.

    İşlenmiş ürünlerde katkı maddesi var mı? İşlenmiş, yani pişmiş ve sadece tekrar ısıtılarak yenecek ürünler, içine artan her türlü tavuk parçası konularak yapılır diye bir yargı var toplumda, özellikle salam ve sosislerde. Fabrikada nugget ve benzeri ürünlerin yapımında tavuk göğüs ve kalça etinin kıyma haline getirilerek ve baharatlarla karıştırılarak hazırlandığını bizzat gördük. Tüyler, kemikler, istenmeyen iç organlar ve ayaklar kesinlikle ayrılıyor, bunların kullanımı kesinlikle yasak. Ayaklar orada yenildiği için Uzak Doğu’ya, diğer bölümleri ise köpek maması için fabrikalara gidiyor. 2. kalite ürünlerde (ki bunları düşük fiyatı ile hemen ayırt edebilirsiniz) kullanılan tavuk kısımları biraz daha farklı olabiliyor. Aroma vermek için normalde bizim kullandığımız baharatlar kullanılıyor. Ürünün raf ömrünü uzatmak için bazı katkı maddeleri kullanılabiliyor, ancak bunlar da devletin izni dahilinde, dünya standartlarında, insana zarar vermediği ispatlanmış katkı maddeleri ile.

    Gezi sonrasında benim düşüncelerimi merak ediyorsanız eğer; bundan sonra tavuk etine kaldığım yerden devam edeceğim. Ancak yine de hazır ürünleri minimum seviyede tutacağım, bir de kesinlikle ve kesinlikle ucuz olan ürünü tercih etmeyeceğim. Sadece beyaz et sektörü değil, tüm gıda ile ilgili sektörlerden doğal haline en yakın, en az katkılı, en az değişime uğramış besinler istiyoruz, kendimiz ve asıl önemlisi geleceği bırakacağımız çocuklarımız için…
    Bu gezi ile yalnış bildiğimiz doğruları görmemizi sağlayan, bitmek tükenmek bilmeyen sorularımızı yanıtlayan, Yeşil Bursa’yı gezdiren, yine yeniden sevdiren, bizleri çok iyi bir şekilde ağırlayan, el üstünde tutan Desibel PR’ye, BESD-BİR Derneğine, Banvit’e ve özellikle Ömer Görener’e çok teşekkürler…
  • Genel

    Burger@’te Lezzetli Bir Tadım Günü

    Burger@ beni çocuklarımla beraber bir tadım etkinliğine davet edince, itiraf edeyim ki; “Hamburger işte, daha farklı ne olabilir ki? ” diye düşünmüşüm. Uzun zamandan beri de hamburgeri, evde yaptıklarım hariç, minimum düzeyde yiyoruz, artık gitmiyoruz veya sipariş vermiyoruz. Ama bu demek değil ki; çocuklar hiç aramıyorlar, aksine çok seviyorlar. Davette bir cümle dikkatimi çekti; “Tamamen yerli sermaye ile geliştirilen Burger@, annelerin içini rahatlatacak titizlilikte hazırlanan, Türk damak tadına uyarlanan doyurucu menüleri ile Türkiye’nin “burger” anlayışına farklı tarzı ile yepyeni bir soluk getiriyor.” Madem çocuklar ve sağlık özellikle vurgulanmış, o zaman bu iddialarını görmek ve hamburger ile hasret gidermek üzere daveti kabul ettim.

    Sevgili Gülay ve yeğeni de Burger@ davetlisi olunca, oldu mu sana harika bir 5’li 🙂 Bizim tercihimiz Etiler şubesi idi, ama Nişantaşı, Çengelköy, Göztepe, Acıbadem de de şubeleri mevcut. Çocuklar tercihlerini 3’lü Mini Hamburger’den yana yaptılar. Ne güzel bir düşünce 3 ayrı soslu, 3 mini hamburger. Menüler sevimli metal tepsiler ve kaplar içerisinde geliyor. Şimdi “Aman ne olacak ha metal olmuş, ha plastik!” diyebilirsiniz belki ama, gözün doyması da çok önemli değil mi? Sonra bir soğan halkası ve patates geldi ki, lezzetini kızımın sözü ile açıklamaya çalışayım; “Anne, biz daha önce soğan halkası diye ne yiyormuşuz?” Hatta içitiğimiz ayranlar da şöyle kocaman saplı Susurluk Ayranı bardaklarında gelseydi ne güzel olurdu. Yemekten sonra gelen kahveler de yemeğin cilası oldu inanın, nerdee bir fast food restaurantında fincanda Türk Kahvesi içmek?

    Bizlere menüleri seçmemizde yardımcı olan, her türlü sorumuz sabırla cevap veren Sevgili Zeynep’e ayrı bir teşekkür. Kendisinin de öğrenci olduğu Boğaziçi Üniversitesi’ne (Burger@ üniversitenin hemen karşısında) muhakkak gitmemizi tavsiye etmeseydi, o manzaradan da mahrum kalacaktık 🙂

    Bizleri ağırlayan Burger@’e çok teşekkürler…

  • Genel

    Gloria Jeans Coffees Kahve Tadım Etkinliği

     
    Bu aralar çay ve kahveden gidiyoruz ya, sıcağı sıcağına da Gloria Jean’s Coffees ile blogger buluşmasından da bahsedeyim istedim. Aslından Türkiye’de ilk kahve zinciri 90’lı yıllarda Gloria Jean’s Coffees ile başlamıştı hatırlarsanız, sonra bir görünüp bir kayboldu ne oldu ise. Taa 2012 yılına kadar, o zamandan beridir de hem kahveleri, hem de yanında sandviç, kek lezzetleri ile bir kahve molasında bizleri ağırlamaya devam ediyor.

    Gloria Jean’s Coffees’in bir de sevdiğim bir yanı var ki, kahve dükkanına gidersiniz çay yoktur, çay dükkanına gidersiniz kahve yoktur, işte burada her ikisi de vari dileyen dilediğini içebilsin diye. Hatta yakın zamanda kendi sektöründe bir ilke imza atarak Europian Vegetarian Union (Avrupa Vejeteryan Birliği) tarafından vegan ve lakto vejeteryan ürünleri için gerekli lisansı da alarak, bu ürünleri içecek menüsüne eklemiş, ne diyeli veganlar ve lakto vejeteryanlar için hayırlı olsun.

    Buluşmada en sevdiğim içecek olan nane aromalı Chai Tea Latte’mi yudumlarken hem kahvenin büyülü hikayesini dinledim, hem de sevdiğim blogger arkadaşlarımla sohbet imkanı buldum. (Hatta bu yazıyı yazarken bile burnuma feci halde kahve kokusu geliyor, sanırım bu postu yayınladıktan sonra kendime bir kahve alacağım 🙂 Bizlere verilen brifingte, kahve ile ilgili pek çok yararlı bilgi edindim. GJC’nin bir özelliği çok hoşuma gitti paylaşmadan duramadım; GJC Rainforest Allianca (Yağmur Ormanları Sertifikası) belgesine sahip, yani üretim tesislerinde insana ve doğaya saygı öncelikli. Çalışanların sosyal güvenceleri tam, mesaisi ve ücretlerini eksiksiz alabiliyorlar, ormanlar ve doğal hayat korunuyor ve kesinlikle zarar görmüyor. Bundan daha güzel bir çalışma olabilir mi?

    Bizleri ağırlayan Gloria Jean’s Coffees’e teşekkürler…

  • Genel

    Febreze’in Koku Giderme Teknolojisini Balık Sofrası’nda Deneyimledik

    Pek çok ev biliyorum, balık ve kızartmanın çok sevildiği, ama kokusundan dolayı uzak durulduğu, ya da nadir piştiği. Ancak geçen haftasonu İstinye Urza Restaurant’ta katıldığım bir davet ile istenmeyen bu kokuları Febreze ile  çabucak yok edebileceğimizi deneyimledik. Sevgili Şef Gülhan Kara’nın tarifleri ile donatılan balık sofrasında, hiç balık kokusu almadan, mis gibi kokular içerisinde yemeğizi yedik, dostlarla güldük ve çok eğlendik 🙂
     

    Febreze’in en önemli özelliği kokuyu maskelemeden, üzerini örtmeden nötralize ederek tamamen ortadan kaldırması. İstenmeyen kokuları ortamdan uzaklaştırarak geride sadece hafif ve ferah bir koku bırakıyor, yani alışkın olduğumuz oda spreyleri gibi değil. Evde hemen akabinde, kızartığım köfteden sonra denedim ve sonuç; sanki mutfakta hiç köfte pişmemmişçesine ferah bir koku. Denedeğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    Gelelim Urza Restaurant’ta gerçekleşen yemeğimizde menüyü hazırlayan Şef Gülhan Kara’nın bizler için seçtiklerine;

    – Zeytinyağlı Tabağı (özellikle enginara bayıldım)
    – Domates Soslu Kaşarlı Krep
    – Pırasalı-Kremalı Çipura
    – Tatlı Tabağı (herkesin kesin favorisi ayva tatlısı oldu)

    Bu güzel gün için Sevgili Gülhan Kara’ya, Urza Restaurant’a, Medyaevi İletişim’e ve bizleri çok sıcak karşılayan Febreze ekibine çok teşekkürler…
  • Genel

    Bernardo’dan “Davet Sofraları” Workshop’u

    Yine bir kar tatili rehavetindeki İstanbul’dan merhaba, üstelik bu kez insanı neredeyse uçuran bir rüzgar da cabası. O halde size bahar renkleri ile içinizi sımsıcacık ısıtacak Bernardo’nun workshopundan bahsedeyim, içimiz açılsın 🙂 Usla Lezzet Akademisi’nde gerçekleşen workshopta, Sofra Tasarım Uzmanı Bernardo’nun yeni çıkardığı “Davet Sofraları” kitabını inceledik, menüdeki lezzetleri pişirdik ve sonrasında da yine Bernardo tarafından özel tasarlanan harika bir sofrada yemeklerimizi yedik.

    9 bölümden oluşan Bernardo “Davet Sofraları” Kitabı’nda; kahvaltı sofrası, nişan sofrası, 5 çayı daveti, balık sofrası, bayram sofrası, diş buğdayı sofrası, doğumgünü sofrası, makarna partisi, yılbaşı sofrası gibi hemen her zaman bize uyabilecek davet sofralarının örnek masa tasarımları, menüleri ve tariflerini bulabilirsiniz. Tariflerini ve yemek stilistliğini Sevgili Ayşe Karatay’ın yaptığı kitabın fotoğraflarına ve tariflerine hayran kalacaksınız, şimdiden söyleyeyim 🙂

    Gelelim menüye,

    – Yemeğe başlangıcımızı Kinoalı Makarna Salatası ile yaptık,
    – Ardından Dana İncik ile devam ettik,
    – Sebzeli Fırın Makarna ile doyduk,
    – Panna Cotta ve kahve ile de noktayı koyduk 🙂

    Dostlarla buluştuğum, gerçekten çok keyif aldığım bu güzel workshop için tüm Bernardo Ekibine çok teşekkürler …